\n
Trump: Ahmed Şara ile Harika Bir Sohbet Ettik
Amerika Birleşik Devletleri’nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump, Suriye’de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından kurulan geçiş sürecinin en kritik figürlerinden biri olan Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Cevlani) ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıkladı. Kendi sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda Trump, görüşmenin içeriğine dair olumlu mesajlar verirken, “Ahmed Şara ile harika bir sohbet ettik” ifadesini kullandı. Bu temas, Washington’ın yeni dönemde Suriye politikasının nasıl şekilleneceğine dair en somut işaretlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Suriye’de 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından, Şam’ın muhalif grupların kontrolüne geçmesiyle başlayan yeni süreçte, uluslararası aktörlerin tutumu büyük bir merak konusuydu. Trump’ın, geçmişte ABD tarafından terör listesine alınan ancak son yıllarda siyasi bir dönüşüm içerisinde olduğunu iddia eden Ahmed Şara ile doğrudan temas kurması, bölgedeki diplomatik dengeleri temelinden sarsacak bir gelişme olarak nitelendiriliyor. Görüşmenin zamanlaması, Trump’ın Beyaz Saray koltuğuna oturmadan önce Ortadoğu’daki kördüğümleri çözme iradesini göstermesi açısından da kritik bir önem taşıyor.
Suriye’de Yeni Dönem ve Diplomatik Temasların Perde Arkası
Geçtiğimiz günlerde Şam’ın düşmesi ve Esad ailesinin ülkeyi terk ederek Rusya’ya sığınmasıyla sonuçlanan hızlı askeri harekat, dünya kamuoyunda büyük bir şaşkınlıkla karşılanmıştı. Harekatın liderliğini yürüten ve kendisini artık “Ahmed Şara” ismiyle tanımlayan eski Heyet Tahrir el-Şam (HTS) lideri, uluslararası topluma ılımlı mesajlar vererek Suriye’nin tüm kesimlerini kapsayan bir yönetim vaadinde bulunmuştu. Donald Trump’ın bu yeni yapıyla kurduğu ilk üst düzey temas, ABD’nin Suriye’deki askeri varlığından ziyade siyasi çözüm ve istikrar odaklı bir strateji izleyeceğinin sinyallerini veriyor.
Trump’ın açıklamasında yer alan “harika sohbet” ifadesi, iki isim arasında sadece nezaket
Öte yandan, Ahmed Şara’nın uluslararası meşruiyet arayışı açısından Trump ile yaptığı bu görüşme tarihi bir dönüm noktası olarak kaydedildi. Uzun yıllar boyunca Batılı istihbarat servislerinin takibinde olan bir ismin, dünyanın en güçlü devletinin başkanıyla doğrudan iletişim kurabilmesi, Suriye sahasındaki gerçeklerin ne denli hızlı değiştiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu görüşme, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörler olan Türkiye, Rusya, İran ve İsrail için de yeni bir oyun planı kurma zorunluluğunu beraberinde getiriyor.
Washington’ın Suriye Politikası ve Stratejik Beklentiler
Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde Suriye’den asker çekme kararı alması, o dönemde hem ABD içinde hem de uluslararası alanda büyük tartışmalara yol açmıştı. Trump, “Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyanın jandarmalığını yapmaması gerektiğini” savunarak, bölgedeki sorunların yerel aktörler tarafından çözülmesi gerektiğini sık sık dile getirmişti. Ahmed Şara ile yapılan bu son görüşme, Trump’ın “Önce Amerika” doktrininin Suriye özelindeki devamı niteliğinde görülüyor. ABD’nin bölgede doğrudan bir askeri çatışmaya girmek yerine, güçlü yerel figürlerle diplomatik kanallar üzerinden çalışmayı tercih edeceği anlaşılıyor.
Bu yeni stratejik yaklaşımın en önemli ayaklarından birini, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve İran etkisinin sınırlandırılması oluşturuyor. Trump yönetiminin, Şara liderliğindeki yeni oluşumun İran ile olan bağlarını tamamen koparmasını ve Hizbullah gibi yapıların Suriye topraklarını bir lojistik üs olarak kullanmasını engellemesini beklediği ifade ediliyor. Eğer Ahmed Şara, Batı dünyasına verdiği sözleri tutar ve kapsayıcı, demokratik ilkelere saygılı bir yönetim modeli sergilerse, ABD’nin Suriye üzerindeki yaptırımları hafifletmesi ve ülkenin yeniden inşası için mali destek sağlaması da ihtimaller dahilinde yer alıyor.
Ancak bu süreçte Pentagon ve ABD Dışişleri Bakanlığı içerisindeki bazı bürokratların, Şara’nın geçmişi nedeniyle temkinli yaklaştığı da biliniyor. Trump’ın bu çekinceleri aşarak doğrudan diyalog yolunu seçmesi, onun geleneksel diplomasi kalıplarının dışına çıkan tarzını bir kez daha kanıtlıyor. Görüşmede ayrıca, Suriye’nin kuzeyinde bulunan ve ABD’nin desteklediği diğer grupların geleceğinin de ele alınmış olabileceği belirtiliyor. Trump’ın, bölgedeki farklı etnik ve dini gruplar arasında bir denge kurarak kalıcı bir barış zemini oluşturmayı hedeflediği vurgulanıyor.
Bölgesel Dengeler ve Güvenlik Koridoru Tartışmaları
Trump ve Şara arasındaki bu sürpriz görüşme, Ankara’dan Moskova’ya, Tel Aviv’den Tahran’a kadar tüm başkentlerde yakından takip ediliyor. Özellikle Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki güvenlik hassasiyetleri ve terörle mücadele operasyonları, ABD ile yeni yönetim arasındaki koordinasyonun önemini artırıyor. Trump’ın Şara ile kurduğu bu temasın, Türkiye’nin bölgedeki stratejik çıkarlarıyla ne ölçüde örtüşeceği önümüzdeki günlerde netleşecek. Uzmanlar, Trump’ın bölgedeki kaosu sonlandırmak adına Türkiye ile daha yakın bir iş birliği içerisine girebileceğini öngörüyor.
İsrail cephesinde ise, Esad sonrası Suriye’nin bir tehdit unsuru olmaktan çıkması en büyük beklenti. Trump’ın Şara ile yaptığı görüşmede, İsrail’in güvenlik kaygılarını dile getirdiği ve sınır hattında herhangi bir gerilime izin verilmemesi gerektiğini vurguladığı iddia ediliyor. Suriye’nin yeni yönetiminin, uluslararası toplumun bir parçası olabilmek için komşularıyla barışçıl ilişkiler kurması gerektiği, Washington tarafından iletilen temel şartlar arasında yer alıyor. Bu durum, bölgedeki radikal grupların marjinalleşmesine ve daha istikrarlı bir devlet yapısının ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Sonuç olarak, Donald Trump’ın Ahmed Şara ile gerçekleştirdiği bu “harika” görüşme, Suriye dosyasında yepyeni bir sayfanın açıldığını tescilledi. Yıllardır süren kanlı savaşın ardından diplomatik kanalların bu denli üst düzeyde açılması, hem Suriye halkı hem de bölge barışı için bir umut ışığı olarak görülse de, sürecin nasıl ilerleyeceği sahadaki uygulamalara bağlı olacak. Trump’ın pragmatik yaklaşımı ile Şara’nın vaatlerinin ne ölçüde uyuşacağı, Ortadoğu’nun gelecekteki on yıllarını şekillendirecek temel unsur olacak. Dünya, şimdi bu kritik telefon görüşmesinin ardından atılacak somut adımları ve Suriye’nin uluslararası sistemdeki yeni konumunu bekliyor.