\n
Küresel Piyasalar Pozitif Seyrediyor: Risk İştahı Yeniden Yükselişte
Küresel finans piyasaları, son dönemde yaşanan yüksek oynaklık ve satış baskısının ardından, özellikle teknoloji hisselerindeki toparlanma ve jeopolitik risklerin dengelenmesiyle birlikte haftaya pozitif bir seyirle başladı. Yatırımcıların odak noktası, yarı iletken sektöründeki satış baskısının hafiflemesi ve küresel ölçekte makroekonomik verilerin sunduğu sinyaller üzerine yoğunlaşmış durumda. Özellikle ABD merkezli teknoloji devlerinin finansal sonuçları ve merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentiler, piyasalardaki risk iştahını destekleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Geçtiğimiz haftalarda yarı iletken sektöründe gözlemlenen sert satış dalgası, yerini temkinli bir iyimserliğe bıraktı. Yapay zeka teknolojilerine yönelik yatırımların hız kesmeden devam edeceği yönündeki öngörüler, Nvidia, AMD ve Intel gibi sektörün öncü şirketlerinin hisselerinde toparlanmayı beraberinde getirdi. Bu durum, teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi başta olmak üzere küresel pay piyasalarında yukarı yönlü bir ivme oluşturdu. Analistler, teknoloji sektöründeki bu toparlanmanın, genel piyasa duyarlılığını iyileştirdiğini ve yatırımcıların güvenli limanlardan riskli varlıklara yönelmesini sağladığını belirtiyor.
ABD Piyasalarında Teknoloji Hisseleri Öncülüğünde Toparlanma
ABD piyasaları, küresel ekonominin lokomotifi olma özelliğini korurken, Wall Street endeksleri haftaya güçlü bir giriş yaptı. Teknoloji hisselerindeki satış baskısının azalması, S&P 500 ve Nasdaq endekslerinin kayıplarını telafi etmesine yardımcı oldu. Yatırımcılar, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında izlediği sıkı para politikasının sonuna yaklaşıldığına dair işaretleri yakından takip ediyor. Özellikle istihdam verileri ve tüketici fiyat endeksi (TÜFE) rakamları, Fed’in yılın geri kalanındaki faiz indirim takvimi üzerinde belirleyici bir rol oynuyor.
Fed yetkililerinden gelen açıklamalar, faiz oranlarının bir süre daha yüksek seviyelerde kalabileceğine işaret etse de piyasalar, ekonominin resesyona girmeden “yumuşak iniş” yapabileceği senaryosuna odaklanmış durumda. Bu beklenti, tahvil faizlerindeki stabilizasyonla birleşince hisse senedi piyasalarına olan talebi artırıyor. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin belirli bir bant aralığında dengelenmesi, kurumsal karlılıklar üzerindeki baskıyı azaltırken, büyüme odaklı teknoloji şirketlerinin değerlemelerini destekliyor. Ayrıca, bilanço sezonunun devam etmesiyle birlikte, büyük ölçekli şirketlerin beklentilerin üzerinde kar açıklaması, piyasalardaki olumlu havayı pekiştiren bir diğer faktör olarak kaydediliyor.
Avrupa ve Asya Borsalarında Ekonomik Veriler ve Merkez Bankası Beklentileri
Avrupa piyasalarında da benzer şekilde pozitif bir atmosfer hakim. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Haziran ayında faiz indirimine gidebileceğine dair güçlenen beklentiler, bölge borsalarını destekleyen en önemli katalizörlerden biri haline geldi. Almanya’da DAX, Fransa’da CAC 40 ve İngiltere’de FTSE 100 endeksleri, ekonomik aktivitedeki toparlanma sinyalleri ve enflasyonun hedeflenen seviyelere yaklaşmasıyla birlikte yükseliş eğilimini sürdürüyor. Euro Bölgesi’nde imalat ve hizmet sektörü verilerinin beklentileri aşması, ekonomik durgunluk endişelerini bir nebze olsun dağıtmış durumda.
Asya tarafında ise karışık ama genel olarak olumlu bir tablo gözlemleniyor. Japonya’da Nikkei 225 endeksi, yenin dolar karşısındaki değer kaybının ihracatçı şirketlere sağladığı avantajla yükselirken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) para politikası kararları yatırımcıların radarında kalmaya devam ediyor. Çin tarafında ise hükümetin ekonomiyi desteklemek amacıyla aldığı teşvik paketleri ve emlak sektörüne yönelik düzenlemeler, Şanghay bileşik endeksi ve Hong Kong Hang Seng endeksi üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin, özellikle Tayvan ve Güney Çin Denizi eksenindeki gelişmelerin yakından izlendiği, ancak şu an için piyasaların bu riskleri fiyatlamalara dahil etmediği görülüyor.
Emtia Piyasaları ve Jeopolitik Risklerin Dengelenme Süreci
Jeopolitik risklerin bir miktar yatışması, emtia piyasalarında volatiliteyi azaltırken yatırımcı iştahını artırıyor. Orta Doğu’daki gerilimin kontrol edilebilir seviyelerde kalması, enerji arzına yönelik endişeleri hafifleterek Brent petrol fiyatlarının belirli bir dengeye oturmasını sağladı. Petrol fiyatlarındaki stabilizasyon, küresel enflasyon baskılarının azalmasına yardımcı olurken, merkez bankalarının elini faiz indirimleri konusunda güçlendiriyor. Enerji maliyetlerindeki öngörülebilirlik, özellikle sanayi üretimi ve taşımacılık sektörleri için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Altın fiyatları ise “güvenli liman” talebinin azalması ve tahvil faizlerindeki seyirle birlikte kar satışlarına maruz kalsa da, orta vadeli yükseliş trendini koruyor. Merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimi ve küresel belirsizliklerin tamamen ortadan kalkmaması, ons altın fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Diğer yandan, bakır ve alüminyum gibi endüstriyel metallerde, Çin’den gelen talep artışı beklentisiyle birlikte yukarı yönlü hareketler gözlemleniyor. Emtia piyasalarındaki bu dengelenme süreci, küresel ekonomik büyüme beklentileriyle uyumlu bir seyir izleyerek yatırımcıların riskli varlıklara olan ilgisini canlı tutuyor.
Sonuç olarak, küresel piyasalar yarı iletken sektöründeki toparlanma, merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin netleşmeye başlayan takvim ve jeopolitik risklerdeki göreceli sakinleşme ile pozitif bir dönemden geçiyor. Önümüzdeki süreçte, açıklanacak olan makroekonomik veriler ve şirket bilançoları, bu iyimserliğin kalıcı olup olmayacağını belirleyecek temel unsurlar olacaktır. Yatırımcıların, özellikle enflasyon verileri ve merkez bankası yetkililerinin sözlü yönlendirmeleri doğrultusunda pozisyonlarını güncelleyeceği tahmin ediliyor.