HSK’dan sanal medya uyarısı

HSK’dan sanal medya uyarısı

\n

HSK’dan Hakim ve Savcılara Sosyal Medya Kullanımı Konusunda Kritik Uyarı

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), yargı mensuplarının sosyal medya platformlarındaki faaliyetlerine ilişkin kapsamlı bir genelge yayımlayarak önemli uyarılarda bulundu. Tüm adli ve idari yargı mercilerine gönderilen resmi yazıda, hakim ve savcıların dijital mecralarda gerçekleştirdikleri paylaşımların, yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve saygınlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekildi. Kurul, yargı mensuplarının toplumsal güveni zedeleyecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınması gerektiğini hatırlattı.

Yayımlanan metinde, teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal medyanın hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiği kabul edilmekle birlikte, hakim ve savcıların sahip oldukları sıfatın getirdiği sorumlulukların dijital dünyada da devam ettiği vurgulandı. HSK, yargı mensuplarının paylaşımlarında kullandıkları üsluptan, etkileşimde bulundukları içeriklere kadar geniş bir yelpazede “etik mesafe” korunması gerektiğini belirtti. Bu uyarının, yargıya olan güvenin en üst düzeyde tutulması amacıyla yapıldığı ifade edildi.

Yargı Etiği ve Tarafsızlık İlkesinin Sosyal Medyadaki Yansıması

HSK tarafından gönderilen uyarı yazısının temel eksenini “tarafsızlık” ve “bağımsızlık” ilkeleri oluşturuyor. Hakim ve savcıların sadece görevlerini yaparken değil, özel hayatlarında ve dijital platformlarda da bu ilkelere uygun hareket etmeleri gerektiği kaydedildi. Özellikle siyasi içerikli paylaşımlar, belirli bir görüşü destekleyen ifadeler veya toplumsal tartışmalarda taraf tutan yorumların, yargı mensubunun baktığı davalardaki tarafsızlığını sorgulanır hale getirebileceği uyarısı yapıldı.

Yazıda, yargı mensuplarının sosyal medya hesaplarında kullandıkları dilin ve üslubun, mesleğin vakarına uygun olması gerektiği ifade edildi. Tartışmalı konularda görüş beyan etmenin veya polemiklere girmenin, yargı erkinin toplum nezdindeki prestijine zarar verebileceği belirtildi. HSK, hakim ve savcıların “siyasi mesafe” kuralına titizlikle uymaları gerektiğini, herhangi bir siyasi parti veya oluşumla ilişkilendirilebilecek paylaşımlardan ve beğenilerden kaçınmalarının elzem olduğunu hatırlattı.

Ayrıca, yargı mensuplarının takip ettikleri hesaplar ve beğendikleri içeriklerin de birer “mesaj” niteliği taşıdığına dikkat çekildi. Kamuoyunda infial yaratan veya yargılama süreci devam eden dosyalar hakkında sosyal medya üzerinden görüş bildirilmesinin, ihsas-ı rey (görüşünü önceden belli etme) anlamına gelebileceği ve bu durumun hukuki süreçleri sakatlayabileceği vurgulandı. Bu bağlamda, dijital ayak izinin mesleki kariyer ve yargı etiği üzerindeki kalıcı etkilerine işaret edildi.

Dijital Dünyada Mesleki İtibarın Korunması ve Toplumsal Güven

Hakimler ve Savcılar Kurulu, yargının en temel sermayesinin “toplumsal güven” olduğunun altını çizerek, sosyal medyadaki kontrolsüz paylaşımların bu güveni aşındırma riski taşıdığını belirtti. Hakim ve savcıların, toplumun her kesimine eşit mesafede duran figürler olarak algılanmasının hayati önem taşıdığı, bu algıyı bozacak her türlü etkileşimin disiplin hukuku açısından da değerlendirilebileceği sinyali verildi. Mesleki itibarın korunması, sadece bireysel bir sorumluluk değil, yargı teşkilatının kurumsal kimliğini koruma görevi olarak tanımlandı.

Kurulun yazısında, yargı mensuplarının sosyal medyada kişisel bilgilerini, konumlarını veya mesleki faaliyetlerine dair mahrem detayları paylaşmalarının güvenlik riskleri de oluşturabileceği ifade edildi. Özellikle terörle mücadele veya organize suçlar gibi kritik alanlarda görev yapan yargı mensuplarının, dijital mecralarda hedef haline gelmemeleri için azami dikkat göstermeleri istendi. Paylaşılan fotoğraflar, gidilen yerler ve kurulan dijital arkadaşlıkların, yargı mensubunun güvenliğini ve tarafsız imajını tehlikeye atmaması gerektiği kaydedildi.

Toplumun yargıdan beklediği “sessiz ve vakur” duruşun sosyal medyada da sürdürülmesi gerektiği belirtilen yazıda, hakim ve savcıların birer “fenomen” gibi hareket etmelerinin veya ticari iş birliği izlenimi verecek paylaşımlarda bulunmalarının kabul edilemez olduğu vurgulandı. Yargı mensuplarının, adaletin tecellisi için çalışan kamu görevlileri olarak, dijital dünyada da bu ciddiyetle hareket etmeleri gerektiği hatırlatıldı.

Türk Yargı Etiği Bildirgesi ve Uygulama Esasları

HSK’nın uyarısı, 2019 yılında ilan edilen “Türk Yargı Etiği Bildirgesi” ilkelerine dayanıyor. Bu bildirgeye göre hakim ve savcılar; bağımsızlık, tarafsızlık, dürüstlük, liyakat ve nezaket ilkelerine her koşulda uymakla yükümlü. Sosyal medya kullanımı, bu ilkelerin dijital çağdaki bir uzantısı olarak görülüyor. Kurul, bu

Bildirgede yer alan “Yargıçlar ve savcılar, yargı erkinin itibarını ve toplumun yargıya olan güvenini koruyacak şekilde davranırlar” maddesinin, sosyal medya paylaşımları için de bir rehber niteliğinde olduğu ifade edildi. HSK, yargı mensuplarının sadece kendi paylaşımlarından değil, kendi hesapları altında yapılan yorumların denetlenmesinden de sorumlu olduklarını hatırlattı. Provokatif veya etik dışı yorumların yer aldığı bir platformun parçası olmanın, yargı mensubunun sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı vurgulandı.

Sonuç olarak HSK, yargı mensuplarının sosyal medyayı bilgi edinme ve iletişim amaçlı kullanmalarına bir engel bulunmadığını, ancak bu kullanımın mesleki etik

  • Related Posts

    Genelkurmay Başkanı Bayraktaroğlu CENTCOM Komutanı ile görüştü

    \n Genelkurmay Başkanı Bayraktaroğlu CENTCOM Komutanı ile Görüştü: Bölgesel Güvenlik ve Stratejik Eşgüdüm

    Daha Fazla Oku

    İstanbul’da dolandırıcılık operasyonu: 4 şüpheli tutuklandı

    \n İstanbul’da Kendisini Kamu Görevlisi Olarak Tanıtan Dolandırıcılık Şebekesine Darbe: 4 Tutuklama İstanbul

    Daha Fazla Oku