Gündem
Siyasi Kandırmacalar ve Toplumsal Sorumluluk: Hiçbirimiz Masum Değiliz
Yazar, bayram sonrası gündeme gelerek siyasi kandırmacaları ve toplumsal sorumluluğu ele alıyor. Sosyal medyada <strong>Kılıçdaroğlu'na</strong> yönelik eleştirilerle başlayan yazı, 'sadece emirleri yerine getirdim' diyen <strong>Nazi memurları</strong> örneği üzerinden sorgulanmayan kararların ve memur zihniyetinin tehlikelerine dikkat çekiyor.
- 2 dakika okuma
- Lületaşı Murat / TRNETHABER Eskişehir Temsilcisi
TRNETHABER

Sevgili okurlarım, bayramın sona ermesiyle birlikte gündemdeki belirsizlik zamanlarına odaklanılıyor. Kurban bağışlarının kanser ilacı ve eğitim bursu gibi önemli ihtiyaçlara dönüştürülmesi vurgulanırken, Rize'den denize kaçıp Trabzon'da karaya çıkan boğa Ferdinand'ın hikayesi de anılıyor.
Siyasi Kandırmacalar ve Toplumsal Sorumluluk
Sosyal medyada birçok kişi, Kılıçdaroğlu'nun kendilerini kandırdığını belirterek günah çıkarıyor. Menderes yönetiminden bu yana yaşanan kandırılma süreçleri, toplumsal bir günah çıkarma ihtiyacını ortaya koyuyor.
Yazar, ülkenin siyasi durumu hakkında yazmaktan çekinirken, Nazi Almanya'sının alt kademe memurlarının İsrail'de sorgulandığı bir belgeseli hatırlatıyor. Memurların, halkın vergileriyle halk için çalışan kişiler olduğunu ancak makamlarına sıkıca sarılıp sorgulamadan emirleri yerine getirme eğiliminde olduklarını belirtiyor.
Türkiye'den Çarpıcı Örnekler ve Sorgulanmayan Kararlar
- TÜBİTAK'ın İslam Tarihinde Katılımlı Yağmur Duaları projesine üç milyon lira ayrılması.
- Diyanet'in gezi ve tatil programları.
- General olarak atanan kaymakamlar ve üniversite kapatılması.
- Ülkenin neredeyse tamamının maden şirketlerine peşkeş çekilmesi.
- Anayasa'nın defalarca çiğnenmesi.
- Polisin ve jandarmanın özellikle yaşlı insanlara şiddet uygulaması.
- MESEM'in 'ölü çocuklar cehennemine' dönüşmesi.
- Kadın cinayetlerinin valiler ve Emniyet mensupları tarafından örtbas edilmesi.
“Sadece Emirleri Yerine Getirdim” Savunması
Söz konusu belgeselde, Nazi toplama kamplarını yönetenler, siyanür bombasını icat eden teknisyenler ve halkı kandıran propagandacılar gibi birçok kişi, 'Suçsuzum ben, sadece verilen emirleri yerine getirdim!' diyerek kendilerini savunuyorlar.
Bu savunma, dünyanın alıştığı 'memur zihniyetini' gözler önüne seriyor. Emirlerin bazen direkt iktidar kanadından, bazen de dünyayı yoksul halklar için cehennem yapmak isteyen emperyalist ülkelerin ajanları tarafından fısıldandığı belirtiliyor.
Yazar, içinde bulunduğumuz bu ağır dönemde, geçmişten bugüne her şeyi sorgulayıp şeffaf bir dünya yaratmanın herkesin görevi olması gerektiğini vurguluyor. Ancak bu şekilde dağların, yaylaların, nehirlerin ve denizlerin neşesinin geri geleceğine, dünyanın sonsuza dek çocukların oyun alanı olabileceğine inanıyor.