Sağlık Yaşam
MS: Kadınlarda Daha Erken Başlıyor, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 30 Mayıs Dünya MS Günü kapsamında Multiple Skleroz'un (MS) kadınlarda daha erken yaşta başladığını ve hastalığın nedenleri ile tedavi yaklaşımlarını açıkladı. MS'in bağışıklık sisteminin sinir sistemine saldırmasıyla ortaya çıktığını ve duyusal şikayetlerin en sık belirti olduğunu vurguladı.
- 3 dakika okuma
- Ferhat Dağ / TRNETHABER Ağrı Temsilcisi
TRNETHABER

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 30 Mayıs Dünya MS Günü kapsamında Multiple Skleroz (MS) hastalığının nedenleri, belirtileri, risk faktörleri, genetik ve çevresel etkileri ile tedavi yaklaşımları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Tarlacı, MS'in bağışıklık sisteminin sinir sistemini (beyin, omurilik) zedelemesi ve onu yabancı kabul ederek saldırması ile ortaya çıkan bir hastalık olduğunu dile getirdi.
Multiple Skleroz (MS) Nedir ve Başlıca Belirtileri
Prof. Dr. Tarlacı, normalde sinir sisteminin bağışıklık sisteminden uzakta, adeta saklı bir ortamda olduğunu ancak sebebini tam olarak anlayamadığımız nedenlerle, baştan ve kontrolden çıkan bağışıklık sisteminin kendi sinir sistemine saldırarak hasarlar oluşturduğunu ifade etti. Hasarların yerleşimine göre şikayet ve bulguların da değişken olduğunu kaydetti.
- Hastalığın en sık başlangıç belirtisi duyusal-hisle ilgili şikayetlerdir; uyuşma, karıncalanma, iğnelenme, his azalması, gerilme, kum üzerinde yürüme hissi, kaşınma, yanma, elektriklenme gibi.
- Duyusal şikayetlerin ardından en sık, güç (motor) kayıpları ile kendini gösterir; ağırlaşma, sertleşme, direnç gösterme veya ağrı şeklinde olabilir.
- Üçüncü sırada ise görme kayıpları ya da bozuklukları gelir ve bu durum hastaların yüzde on beş ila yirmisinde başlangıç belirtisidir.
MS Başlangıç Yaşı ve Kadınlarda Erken Görülme Sıklığı
Pek çok çalışmada MS'in başlangıç yaşının yirmi dokuz ila otuz iki arasında olduğunun görüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Tarlacı, kadınlarda en sık ortaya çıktığı yaşın erkeklere göre beş yıl daha erken olduğunu belirtti. Birincil ilerleyen tipte ise başlangıç yaşının otuz beş ila otuz dokuz yaş aralığı olduğunu vurguladı.
Hastaların yüzde beşinde ise başlangıç yaşının sekiz yaşın altında ve yetmiş yaşın üzerinde olduğunu söyleyen Tarlacı, genel olarak bağışıklık sisteminden kaynaklanan tüm hastalıkların kadınlarda daha sık izlendiğini ekledi. MS'de de aynı durumun söz konusu olduğunu, kadın erkek oranının bir nokta yetmiş yediye bir olduğunu, yani kadınlarda yaklaşık iki kat daha yüksek izlendiğini ifade etti.
MS Gelişiminde Virüsler, Genetik ve Çevresel Faktörler
Birçok virüs enfeksiyonunun MS'e neden olduğu öne sürülmesine karşın, doğrudan bir enfeksiyon ardından ortaya çıkacağının kesinliği olmadığına dikkat çeken Tarlacı, virüslerin bağışıklık sistemini baştan çıkarıp yanlış hedefe saldırıya neden olduklarının kabul edildiğini belirtti. Virüsler içerisinde kuduz, uçuk virüsü olan herpes simpleks ve Epstein Barr virüsünün sayılabileceğini dile getirdi.
Son zamanlarda insan herpes virüs-6, Epstein Barr virüsü ve Chlamidya pnömonia'nın MS'e neden olabilecek olası tetikleyiciler olarak ilgi çektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarlacı, on yedi yaşından önce sigaraya başlamanın MS gelişim riskini artırdığını da ekledi. Tek yumurta ikizlerinde belirgin olarak yüksek oranda MS ortaya çıkmasının genetik etkinin en açık kanıtı olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Tarlacı, tek yumurta ikizlerinin yüzde yirmi dördünde MS ortaya çıkarken, farklı yumurtalardan doğan ikizlerin ise yüzde iki nokta dördünde MS tespit edildiğini, bunun tek yumurta ikizlerinde MS'in on kat daha yüksek sıklıkta ortaya çıktığı anlamına geldiğini açıkladı. MS hastalarının birinci derece akrabalarının birinde MS tespit edilmesi ya da ortaya çıkma olasılığının yüzde yirmi olduğunu ancak MS'in sadece genetik bir hastalık olmadığını vurguladı.
MS Tedavi Yaklaşımları ve Koruyucu İlaçlar
MS'in tedavi edilebilir olup olmadığına açıklık getiren Prof. Dr. Tarlacı, atak geçirdiği anlaşılan bir hastada uygulanan en etkili tedavi şeklinin kortizon olduğunu belirtti. Kortizon tedavisinin MS ataklarında bin dokuz yüz yetmişli yıllarda kullanılmaya başlandığını ve atakların “kutsal ilacı” olduğunu söyledi.
Belli tipte MS tanısı almış hastaların ataklarının sıklığını, şiddetini ya da atak olduğunda bıraktığı hasarları azaltmak için kullanılan tedavilerin, bin dokuz yüz doksan üç yılında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)'nin interferon beta-1b'ye onay vermesiyle başlayan 'koruyucu ilaç' dönemi olduğunu ifade etti. Bu ilaçların özelliği, sadece atak olduğunda değil, atak olsun olmasın sürekli kullanımlarıdır.
Bahsedilen tedavilere 'tamamlayıcı tedavi' denilebilecek diyet, bitkisel tedaviler, günlük yaşam düzeninde değişiklikler ve egzersizler (yoga, gevşeme egzersizleri) gibi yaklaşımların da eklenebileceğini belirtti.