Gündem
Hesap Verme Zamanı: 'Hiçbirimiz Masum Değiliz' ve Memur Zihniyeti Tartışması
Bayram'ın ardından ülkedeki belirsizlik zamanlarına odaklanan bu yazı, toplumsal sorumluluk ve 'kandırıldık' söylemlerini ele alıyor. Yazar, Nazi Almanya'sı örnekleriyle 'sadece emirleri yerine getirdim' zihniyetini sorgulayarak, Türkiye'deki benzer durumları ve şeffaf bir dünya yaratma ihtiyacını vurguluyor.
- 2 dakika okuma
- Lületaşı Murat / TRNETHABER Eskişehir Temsilcisi
TRNETHABER

Bayram sona ererken, kesilen kurban etlerinin çoğu derin donduruculara yerleştirildi. Kurban paralarını sevdiği kurumlara bağışlayanlara teşekkür eden yazar, bu sayede bir çocuk için pahalı kanser ilacının alınabildiğini ve bir gence eğitim bursu çıktığını belirtiyor. 2018'de denize kaçıp Trabzon'da karaya çıkan ve Ahbap Derneği'nin güvenli ahırlarında yaşayan boğa Ferdinand da bir yaşına daha girdi.
Kandırılma ve Toplumsal Sorumluluk
Sosyal medyada birçok kişinin Kılıçdaroğlu için 'Bizi kandırmış, biz de kanmışız!' diyerek günah çıkardığını belirten yazar, Menderes yönetiminden beri yaşanan 'kandırılma' durumlarının günahları tavan yaptırdığını ifade ediyor. Affedilecek bir rahip kulübesi veya ağlama duvarı olmadığını söyleyerek, herkesin kendisiyle baş başa kaldığını vurguluyor.
Memur Zihniyeti ve Sorgulama İhtiyacı
Ülkenin siyasi durumu hakkında yazmaktan çekindiğini belirten yazar, aklına Nazi Almanya'sının alt kademe memurlarının İsrail'de sorgulandığı bir belgeselin geldiğini aktarıyor. Memurun halkın vergileriyle halk için çalışan insan olduğunu hatırlatan yazar, birçok memurun makamlarında devletin bir parçası olduğunu düşünerek sorgulamadığını ve karşı çıkmadığını eleştiriyor.
- TÜBİTAK'ın 'İslam Tarihinde Katılımlı Yağmur Duaları' projesine üç milyon lira ayrılması.
- Diyanet'in gezi ve tatil programları.
- General olarak atanan kaymakamlar ve üniversitelerin aniden kapatılması.
- Ülkenin neredeyse tamamının maden şirketlerine peşkeş çekilmesi.
- Anayasa'nın defalarca çiğnenmesi.
- Polisin ve jandarmanın özellikle yaşlı insanları yerlerde sürükleyip copla dövmesi.
- MESEM'in 'ölü çocuklar cehennemine' dönüşmesi.
- Kadın cinayetlerinin neredeyse tamamının valiler ve Emniyet mensupları tarafından üstünün örtülmesi.
Nazi Dönemi ve 'Sadece Emirleri Yerine Getirdim' Savunması
Sözü edilen belgeselde, Nazi toplama kamplarını yönetenler, siyanür bombasını icat eden teknisyenler, halkı kandıranlar ve insan derisi kullanan komutanlar hep bir ağızdan 'Suçsuzum ben, sadece verilen emirleri yerine getirdim!' diye haykırıyorlar. Bu durumun, dünyanın alıştığı 'memur zihniyeti' olduğunu ve emirlerin bazen iktidardan, bazen de emperyalist ülkelerin ajanlarından geldiğini belirtiyor.
Yazar, içinde bulunulan bu ağır dönemde geçmişten bugüne her şeyi sorgulayıp şeffaf bir dünya yaratmanın herkesin görevi olması gerektiğini vurguluyor. Ancak o zaman dağların, yaylaların, nehirlerin ve denizlerin neşesinin geri geleceğini, dünyanın bir günlüğüne değil, sonsuza dek çocukların oyun alanı olacağını ifade ediyor.
Hamiş bölümünde yazar, yağmurlu bir pazar günü İstanbul'un Karadeniz'e açılan ucu Garipçe köyünde geçen bir hikâye anlatıyor. 'İstanbul Bir Cennettir' adlı kısa film için yapılan araştırmada, Pakistan'dan yola çıkan bir mültecinin Karadeniz kıyılarında yarı ölü karaya vurduğu ve Garipçe ahalisi tarafından kurtarıldığı belirtiliyor. Mülteci ayılınca öldüğünü ve cennete gittiğini sanmış; Mardinli bir aile ise onu teknelerine alıp Karadeniz'e açılmış ve Arapça, Türkçe, Kürtçe şarkılar söyleyen gelinleriyle ona gerçek cenneti göstermiş.