Gündem
CHP'nin Durumu ve İktidar Mücadelesi: Kılıçdaroğlu'nun Projesi
Prof. Dr. Hakkı Keskin, Kemal Kılıçdaroğlu'nun üç seçim kaybetmesine rağmen genel başkanlıkta ısrar etmesini eleştirdi. Kılıçdaroğlu'nun, Özgür Özel'in yükselişine rağmen yargı kararlarıyla yeniden devreye sokulmaya çalışılmasını "CHP'yi iktidar yapmama projesi" olarak değerlendirdi.
- 3 dakika okuma
- Boğaz Kenan / TRNETHABER İstanbul Temsilcisi
TRNETHABER

Prof. Dr. Hakkı Keskin, Kemal Kılıçdaroğlu'nun arka arkaya üç seçim kaybetmesinin ardından Almanya Parlamentosu milletvekili olarak kendisine istifa etmesi yönünde mektup yazdığını belirtti. Keskin, demokratik ülkelerde bir parti başkanının birkaç seçim kaybettikten sonra istifa etmesinin kural olduğunu vurguladı.
Kılıçdaroğlu'nun Liderlik Dönemi ve Seçim Kayıpları
Kılıçdaroğlu, CHP genel başkanı olarak Recep Tayyip Erdoğan'a karşı girdiği üç seçimi değil, toplamda on iki seçimi kaybetti. Demokratik kurallara göre işleyen bir partide, liderin bu kadar çok seçim kaybetmesine rağmen görevde kalması eleştirilere neden oldu.
CHP'de parti liderinin kendisini seçecek delegeleri belirlemesi nedeniyle sürekli seçilebildiği belirtildi. Ancak dört-beş Kasım iki bin yirmi üç tarihindeki olağan kurultayda, kendi seçtiği delegeler bile "Artık yeter" diyerek genç aday Özgür Özel'i CHP genel başkanı olarak seçtiler.
Özgür Özel Döneminde CHP'nin Yükselişi
Kurultayda seçimi kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Özgür Özel'i tebrik etmeden salondan ayrılması dikkat çekti. Kılıçdaroğlu'nun, Özgür Özel'in seçimlerde başarısız olmasını beklediği iddia edildi; ancak tam aksine Özgür Özel başkanlığındaki CHP, oylarını yüzde yirmi beşlerden yüzde otuz sekizlerin üstüne çıkararak AK Parti'yi geride bıraktı.
- Türkiye'nin dört bir yanında haftada iki büyük kitlesel toplantı düzenleyerek tabanı bilgilendirme.
- Kamuoyunu canlı tutma ve parti faaliyetlerine katılımı artırma.
- Yerel seçimlerde oyları yüzde yirmi beşten yüzde otuz sekizin üzerine çıkararak AK Parti'yi geride bırakma.
Yargı Süreci ve Siyasi Müdahale İddiaları
Kemal Kılıçdaroğlu ve yanındaki az sayıda kişinin, AK Parti'nin kontrolündeki yargının vereceği kararı beklediği öne sürüldü. Dört-beş Kasım iki bin yirmi üç kurultayının, "para, menfaat, görev vaadiyle" bazı delegelerin oy kullandığı iddiasıyla iptali yönünde dava açıldığı belirtildi.
İki yıl önce açılan davanın özellikle bekletilerek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yirmi bir Mayıs iki bin yirmi altı'da açıklanmasının ilginç olduğu vurgulandı. Oysa dört-beş Kasım iki bin yirmi üç kurultayından sonra CHP'nin iki kurultayı daha yapılmış ve Özgür Özel yeniden genel başkanlığa seçilmişti.
Yargının neden güdümlü kararlar verdiği, seçilmiş CHP'li yöneticilere yapılan tutuklamalardan ve sürmekte olan mahkeme kararlarından anlaşılmaktadır. Recep Tayyip Erdoğan'ın, yapılacak yeni seçimi kazanabilmek için CHP'nin olabildiğince devre dışı kalmasını istediği iddia edildi.
Kılıçdaroğlu'nun kaybettiği seçimin öcünü Özgür Özel'den alabilmek için beklemekte olduğu ve hemen devreye sokulduğu belirtildi. Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı yaptığı on üç yılda on üç seçimi kaybetmesine karşın, hâlâ ısrarla bu görevi istemesi ve şu anda da mahkeme kararıyla CHP koltuğuna oturtulması, kendisinin genel başkanlığa getirilmesinden bu yana bir proje olduğunu kanıtlamaktadır.
Bu iddianın on beş yıllık gelişmeler ışığında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı döneminde, AK Parti'nin seçimlerde yapılan yolsuzluklara karşı yargı yoluyla tavır almaması "çok anlamlı" bulundu.
Yalnızca Türkiye'de değil, dünyada demokrasiyle yönetilen ülkelerin hiçbirinde, bunca seçimi kaybeden ve iktidar olamayan bir parti başkanının ısrarla yeniden bu görevini sürdürmeyi istemesi görülmemiştir.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekrem İmamoğlu ya da Mansur Yavaş'ın Erdoğan'a karşı aday olmaları durumunda, seçimi önemli bir farkla kazanabilecekleri kamuoyu yoklamalarıyla bilindiği halde, Kılıçdaroğlu buna engel olmuştur. Kendisinin aday olabilmesi için işbirliği içindeki siyasi partilere otuz beş kadar milletvekilliği verilerek kendi adaylığına destek olmaları sağlanmıştır.
Özgür Özel'in CHP genel başkanı seçilmesinden bu yana, CHP'nin cumhurbaşkanı adayının (Ekrem İmamoğlu ya da Mansur Yavaş) Erdoğan'a karşı seçimi kazanacakları tüm araştırmalarla kanıtlıdır. Bu nedenle Kılıçdaroğlu'nun CHP başkanlığı için yeniden devreye sokularak partinin içi sorunlarla bölünmesi, Erdoğan ve AK Parti'nin projesi olarak gündeme gelmiştir.
Kılıçdaroğlu'nun bu projeye sarılması, öteden beri üstlendiği "CHP'yi iktidar yapmama projesi"nin çok belirgin kanıtıdır. Yazar, kendisi de dahil olmak üzere, Kılıçdaroğlu'nun böyle bir proje ve misyon adamı olduğunu ne yazık ki çok geç anlayabildiklerini üzülerek belirtmiştir.