Genel Kurul toplanamadı

Genel Kurul toplanamadı

\n

TBMM Genel Kurulu Olağanüstü Toplantı Yeter Sayısına Ulaşamadı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, muhalefet partilerinin çağrısı üzerine Can Atalay dosyasını ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bu konudaki kararını görüşmek üzere toplandı. Ancak yapılan yoklama sonucunda, toplantı yeter sayısı olan 200 milletvekiline ulaşılamadığı için Genel Kurul çalışmalarına başlayamadı. Meclis Başkanlığı, yeterli çoğunluğun sağlanamaması üzerine oturumu kapattı ve Meclis’in normal çalışma takvimine göre 1 Ekim tarihinde açılacağını duyurdu. Bu gelişme, Türk siyasetinde yargı kararlarının uygulanması ve yasama organının bu süreçteki rolü üzerine süregelen tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Muhalefet partilerinin, Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin “yok hükmünde” olduğuna dair kararının ardından yaptığı olağanüstü toplantı çağrısı, siyasi kulislerde yoğun bir hareketliliğe neden olmuştu. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve diğer muhalefet grupları, yargı krizinin çözülmesi ve anayasal düzenin korunması adına Meclis’in inisiyatif alması gerektiğini savunurken, iktidar kanadı bu girişimi yargı sürecine müdahale ve siyasi bir hamle olarak nitelendirdi. Genel Kurul salonunda yapılan yoklama, taraflar arasındaki sayısal dengenin ve siyasi tutumların somut bir göstergesi oldu.

Can Atalay Kararı ve Hukuki Sürecin Arka Planı

Can Atalay vakası, Türkiye’nin hukuk tarihindeki en karmaşık ve çok katmanlı dosyalardan biri haline gelmiş durumda. Gezi Parkı davası kapsamında tutuklu bulunan ve 14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilen Atalay’ın durumu, yargı organları arasında bir yetki ve yorum farkına yol açtı. Anayasa Mahkemesi, Atalay’ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vererek tahliyesi ve yargılamanın durdurulması yönünde hüküm kurmuştu. Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM kararının anayasaya aykırı olduğunu savunarak bu karara uymamış, bu durum Türkiye’de “yargı krizi” olarak adlandırılan süreci başlatmıştı.

Sürecin devamında Can Atalay’ın milletvekilliği, Yargıtay kararı Meclis Genel Kurulu’nda okunarak düşürülmüştü. Ancak Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz haftalarda yayımlanan gerekçeli kararında, milletvekilliğinin düşürülme işleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve işlemin “yok hükmünde” sayılması gerektiğini belirtti. Bu yeni hukuki durum üzerine muhalefet partileri, Atalay’ın milletvekilliği haklarının iadesi ve Meclis kütüğüne yeniden kaydedilmesi talebiyle TBMM’yi olağanüstü toplantıya çağırdı. Toplantının temel amacı, yüksek yargı organları arasındaki bu uyuşmazlığın yasama zemininde ele alınması ve anayasal hükümlerin uygulanabilirliğinin tartışılmasıydı.

Meclis İçtüzüğü ve Toplantı Yeter Sayısı Tartışmaları

TBMM İçtüzüğü uyarınca, Meclis’in tatil veya ara verme sırasında olağanüstü toplanabilmesi için üye tam sayısının en az üçte birinin (200 milletvekili) imzası gerekiyor. Muhalefet bu imzayı toplayarak çağrıyı gerçekleştirdi. Ancak toplantının açılabilmesi için de Genel Kurul salonunda en az 200 milletvekilinin hazır bulunması şartı aranıyor. Yapılan ilk yoklamada elektronik sistem üzerinden ve pusula yoluyla yapılan sayımlarda bu sayıya ulaşılamadı. Meclis Başkanvekili başkanlığında toplanan heyet, yeterli çoğunluğun bulunmadığını resmen ilan etti.

Toplantı yeter sayısının sağlanamaması, sadece sayısal bir eksiklik değil, aynı zamanda siyasi bir stratejinin sonucu olarak değerlendiriliyor. AK Parti ve MHP grupları, muhalefetin bu çağrısını “şov” olarak nitelendirerek oturuma katılmama veya yoklamada yer almama kararı aldı. İktidar temsilcileri, yargı kararlarının kesinleştiğini ve Meclis’in bir mahkeme gibi hareket edemeyeceğini savunurken, muhalefet ise iktidarın Meclis’i işlevsizleştirdiğini ve anayasal bir suç işlendiğini iddia etti. Bu usul tartışması, Meclis’in denetim yetkisinin sınırları ve anayasal kurumlar arasındaki hiyerarşinin nasıl yorumlanması gerektiği konusundaki derin görüş ayrılıklarını bir kez daha ortaya koydu.

Siyasi Grupların Açıklamaları ve Gelecek Projeksiyonu

Genel Kurul’un toplanamamasının ardından siyasi parti temsilcileri kulislerde ve basın kapılarında önemli açıklamalarda bulundular. CHP Grup Başkanvekilleri, Türkiye’nin bir hukuk devleti olmaktan uzaklaştığını ve anayasanın açık hükümlerinin çiğnendiğini belirterek, mücadelelerinin demokratik yollarla devam edeceğini vurguladılar. TİP temsilcileri ise halkın iradesinin gasp edildiğini ve Can Atalay’ın derhal serbest bırakılması gerektiğini yinelediler. Öte yandan, iktidar kanadından gelen açıklamalarda, Meclis gündeminin suni tartışmalarla meşgul edilmemesi gerektiği ve yargı süreçlerinin kendi mecrasında ilerlemesi gerektiği ifade edildi.

Bu gelişme, önümüzdeki dönemde Türkiye siyasetinin ana gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor. 1 Ekim’de başlayacak olan yeni yasama yılında, Can Atalay dosyasının yanı sıra yeni anayasa tartışmaları ve yargı reformu paketlerinin de gündeme gelmesi bekleniyor. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı üzerine yapılan bu son tartışma, aslında Türkiye’nin demokratik standartları ve hukuk güvenliği açısından kritik bir eşiği temsil ediyor. Uzmanlar, yüksek yargı organları arasındaki bu krizin çözülmemesi durumunda, devlet kurumları arasındaki eşgüdümün zarar görebileceği ve uluslararası hukuk nezdinde Türkiye’nin itibarının etkilenebileceği uyarısında bulunuyorlar.

Sonuç olarak, TBMM Genel Kurulu’nun olağanüstü toplantı yeter sayısına ulaşamaması, mevcut siyasi kutuplaşmanın parlamenter süreçleri nasıl etkilediğini somut bir şekilde göstermiştir. Muhalefetin anayasal haklar ve yargı kararları üzerinden kurduğu baskı, iktidarın sayısal çoğunluğu ve usul yöntemleriyle karşılık bulmuştur. Bu durum, Türkiye’nin önümüzdeki aylarda hukuk ve siyaset eksenli tartışmaların merkezinde kalacağını ve anayasal kurumların yetki alanlarının daha fazla sorgulanacağını işaret etmektedir. Kamuoyu, şimdi 1 Ekim’deki açılışla birlikte Meclis’in bu ve benzeri kriz başlıklarına nasıl bir çözüm üreteceğini yakından takip etmektedir.

  • Related Posts

    200 sanıklı ‘Aziz İhsan Aktaş davası’ başlıyor…

    \n 200 Sanıklı Aziz İhsan Aktaş Davası Başlıyor: Dev Dosyada Yargılama Süreci Başlıyor

    Daha Fazla Oku

    Nurdağı’nda yol verme kavgası: 2 kardeşi tabancayla yaraladı

    \n Nurdağı’nda Yol Verme Kavgası Kanlı Bitti: İki Kardeş Silahla Yaralandı Gaziantep’in Nurdağı

    Daha Fazla Oku