\n
Emine Erdoğan, Bakan Murat Kurum ve Samed Ağırbaş ile Bir Araya Geldi: COP31 ve Sıfır Atık Gündemi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Türkiye’nin çevre politikaları ve uluslararası iklim diplomasisi açısından kritik öneme sahip olan isimleri Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Görüşmede, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş yer aldı. Kabulde, Türkiye’nin küresel iklim kriziyle mücadeledeki kararlılığı, Sıfır Atık hareketinin uluslararası alandaki yayılımı ve COP31 hazırlık süreci kapsamlı bir şekilde ele alındı.
Emine Erdoğan’ın himayesinde 2017 yılında başlatılan ve kısa sürede küresel bir model haline gelen Sıfır Atık Projesi, Türkiye’nin çevresel sürdürülebilirlik vizyonunun temel taşını oluşturuyor. Görüşmede, bu projenin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen “30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilanıyla kazandığı ivme ve gelecek dönemde atılacak stratejik adımlar değerlendirildi. Bakan Murat Kurum, Türkiye’nin COP31 başkanlığı adaylığı ve bu süreçte yürütülen teknik hazırlıklar hakkında detaylı bir sunum gerçekleştirirken, Samed Ağırbaş ise sivil toplum ve özel sektörün iklim eylemine katılımını artıracak projeler hakkında bilgi verdi.
COP31 Hazırlıkları ve Türkiye’nin İklim Diplomasisindeki Liderliği
Türkiye, son yıllarda iklim değişikliği ile mücadelede sadece yerel değil, bölgesel ve küresel ölçekte de öncü bir rol üstlenmeye devam ediyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un COP31 Başkanlığı sıfatıyla yürüttüğü çalışmalar, Türkiye’nin bu alandaki diplomatik gücünü pekiştiriyor. Emine Erdoğan ile gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinin, Akdeniz havzası ve gelişmekte olan ülkeler için nasıl bir fırsat sunacağı üzerinde duruldu. Bakan Kurum, yeşil dönüşümün sadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda ekonomik bir kalkınma modeli olduğunu vurgulayarak, bakanlık bünyesinde yürütülen düşük karbonlu ekonomi geçiş planlarını paylaştı.
Görüşmenin odak noktalarından biri olan COP31 süreci, Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleri doğrultusunda attığı adımların uluslararası kamuoyuna anlatılması açısından büyük önem taşıyor. Emine Erdoğan, Türkiye’nin çevre konusundaki samimi gayretlerinin dünya genelinde karşılık bulmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iklim krizinin bir sınır tanımadığını ve çözümün ancak küresel bir dayanışma ile mümkün olabileceğini ifade etti. Bu bağlamda, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı uluslararası organizasyonların, çevre bilincinin tabana yayılması ve karar vericiler üzerinde baskı oluşturulması noktasında katalizör görevi göreceği belirtildi.
Sıfır Atık Hareketinin Küresel Vizyonu ve Vakıf Çalışmaları
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş’ın COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olarak atanması, projenin sivil toplum ayağının güçlendirilmesi adına tarihi bir adım olarak nitelendiriliyor. Görüşmede Ağırbaş, vakfın yürüttüğü projelerin genç nesillere aktarılması ve çevre okuryazarlığının artırılması hedeflerini detaylandırdı. Sıfır Atık hareketinin sadece atık yönetimi değil, aynı zamanda bir yaşam kültürü değişikliği olduğunu belirten Ağırbaş, uluslararası platformlarda Türkiye’nin tecrübelerini paylaşmaya devam edeceklerini kaydetti. Emine Erdoğan, vakfın çalışmalarının titizlikle sürdürülmesinin, Türkiye’nin “Yeşil Kalkınma Devrimi” hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynayacağını vurguladı.
Sıfır Atık Projesi’nin Birleşmiş Milletler nezdinde gördüğü kabul, Türkiye’nin yumuşak güç unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Emine Erdoğan’ın başkanlık ettiği BM Sıfır Atık Danışma Kurulu’nun çalışmalarıyla entegre bir şekilde ilerleyen ulusal projeler, döngüsel ekonominin tesisi için örnek teşkil ediyor. Görüşmede, atıkların kaynağında ayrıştırılması, geri kazanım oranlarının artırılması ve deniz temizliği gibi spesifik konularda elde edilen başarıların, COP31 platformunda nasıl sergileneceği üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Özellikle denizlerdeki kirlilikle mücadele kapsamında yürütülen “Sıfır Atık Mavi” seferberliğinin, küresel okyanus koruma gündemiyle birleştirilmesi hedefleniyor.
Sürdürülebilir Gelecek İçin Kurumsal İş Birliği ve Stratejik Hedefler
Kabulde, devlet kurumları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki eşgüdümün önemi bir kez daha teyit edildi. Bakan Murat Kurum, bakanlık olarak yerel yönetimlerle iş birliği içinde yürüttükleri akıllı şehirler ve sürdürülebilir kentsel dönüşüm projelerinin, iklim değişikliğine karşı dirençli şehirler oluşturma hedefinin bir parçası olduğunu belirtti. Emine Erdoğan, bu projelerin toplumsal kabul görmesi ve her bireyin sürece dahil edilmesinin başarının anahtarı olduğunu ifade etti. Görüşmede ayrıca, iklim değişikliğinden en çok etkilenen dezavantajlı grupların korunması ve “iklim adaleti” kavramının uluslararası müzakerelerde daha güçlü bir şekilde savunulması gerektiği üzerinde mutabık kalındı.
Türkiye’nin 2026 yılı için planlanan COP31 adaylığı, ülkenin çevre vizyonunu en üst seviyeye taşıyacak bir dönüm noktası olarak görülüyor. Bu süreçte Emine Erdoğan’ın öncülük ettiği çevre diplomasisi, teknik müzakerelerin ötesinde insani ve ahlaki bir çerçeve sunuyor. Görüşme sonunda, Sıfır Atık Vakfı’nın uluslararası ağlarını genişletmesi ve Bakanlığın teknolojik altyapı yatırımlarıyla desteklenen çevre politikalarının, Türkiye’yi “yeşil bir gelecek” inşasında model ülke konumuna getireceği vurgulandı. Toplantı, önümüzdeki dönemde gerçekleştirilecek uluslararası ziyaretler ve organizasyon takviminin gözden geçirilmesiyle sona erdi.
Sonuç olarak, Emine Erdoğan’ın Bakan Murat Kurum ve Samed Ağırbaş’ı kabulü, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki kararlılığının ve bu mücadelenin tüm paydaşlarla birlikte yürütüldüğünün güçlü bir göstergesi oldu. Sıfır Atık hareketinin küresel bir barış ve çevre projesi olarak büyümesi, Türkiye’nin 21. yüzyılın en büyük meydan okuması olan iklim krizine karşı sunduğu en somut ve sürdürülebilir çözüm önerisi olarak kayıtlara geçti.