\n
Efkan Ala: “Türkiye, Suriye’de Üzerine Düşeni Yapmaya Hazırdır”
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Suriye’de devam eden karmaşık süreç ve son dönemde ivme kazanan saha gelişmeleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Sosyal medya platformları üzerinden kamuoyuna seslenen Ala, Türkiye’nin bölgedeki barış, huzur ve istikrarın tesisi noktasında kararlı bir duruş sergilediğini belirterek, Ankara’nın hem insani hem de diplomatik düzlemde üzerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğunu ifade etti. Ala’nın bu açıklamaları, bölgedeki aktörler ve uluslararası kamuoyu tarafından Türkiye’nin Suriye politikasındaki kararlılığının bir teyidi olarak değerlendirildi.
Suriye’deki iç savaşın başladığı ilk günden bu yana Türkiye’nin izlediği “insani diplomasi” ve “güvenli bölge” stratejilerinin önemine değinen Efkan Ala, gelinen noktada bölgesel istikrarın korunmasının sadece Türkiye için değil, tüm dünya için kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Ala, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan ve halkın meşru taleplerini gözeten yaklaşımının altını çizerek, çözümün ancak kapsamlı bir siyasi süreçle mümkün olabileceğine işaret etti.
İnsani ve Diplomatik Sorumluluk Vurgusu
Efkan Ala, yaptığı açıklamada Türkiye’nin Suriye meselesinde sadece bir komşu ülke olarak değil, aynı zamanda bölgesel bir güç ve vicdani bir aktör olarak hareket ettiğini belirtti. Suriye’de yaşanan insani dramın sona erdirilmesi için Türkiye’nin bugüne kadar milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yaptığını ve sınır ötesinde oluşturulan güvenli alanlarda milyonlarca insana yaşam desteği sağladığını hatırlatan Ala, bu çabaların kesintisiz devam edeceğini söyledi. Ala’ya göre, Türkiye’nin sergilediği bu tutum, uluslararası toplumun yükünü hafifleten ancak yeterince destek görmeyen bir fedakarlık örneğidir.
Diplomatik alanda ise Türkiye’nin Astana Süreci ve Cenevre görüşmeleri gibi platformlarda aktif rol oynamaya devam edeceğini belirten Ala, “Türkiye, Suriye’de kalıcı barışın sağlanması için diplomatik kanalları her zaman açık tutmuştur. Bölgedeki tüm paydaşlarla diyalog zemininde buluşarak, Suriye halkının huzur içinde yaşayabileceği bir geleceği inşa etmek temel önceliğimizdir,” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde Suriye dosyasında daha aktif bir diplomasi trafiği yürüteceğinin sinyallerini verir nitelikte.
Ala, açıklamasında ayrıca Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini yineledi. Bu kapsamda, tüm tarafların yapıcı bir tutum sergilemesi gerektiğini belirten AK Parti Genel Başkan Vekili, Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı ve garantör rolünü sürdüreceğini ifade etti. Diplomatik çözümün, askeri seçeneklerden daha kalıcı ve sürdürülebilir olduğunu vurgulayan Ala, uluslararası toplumun da bu noktada daha fazla insiyatif alması gerektiğini belirtti.
Bölgesel İstikrar ve Milli Güvenlik Hassasiyeti
Türkiye’nin Suriye politikasının en temel sütunlarından birini milli güvenlik kaygıları oluşturmaktadır. Efkan Ala, açıklamalarında bu hususa özel bir parantez açarak, Türkiye’nin sınır güvenliğini tehdit eden terör yapılanmalarına karşı mücadelesinin kararlılıkla süreceğini belirtti. PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin bölgedeki varlığının hem Suriye’nin toprak bütünlüğüne hem de Türkiye’nin güvenliğine doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ifade eden Ala, bu tehditlerin bertaraf edilmesinin bölge barışı için elzem olduğunu söyledi.
Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan güvenli bölgelerin, terörden arındırılmış alanlar olarak sivil halk için bir sığınak haline geldiğini kaydeden Ala, bu alanların tahkim edilmesinin ve ekonomik olarak canlandırılmasının önemine değindi. Türkiye’nin bu bölgelerde eğitimden sağlığa, altyapıdan güvenliğe kadar geniş bir yelpazede hizmet sunduğunu belirten Ala, bu modelin Suriye’nin geneline yayılması durumunda göç baskısının azalacağını ve gönüllü geri dönüşlerin hızlanacağını savundu.
Ala’nın vurguladığı bir diğer önemli nokta ise, bölgedeki demografik yapının değiştirilmesine yönelik girişimlere karşı Türkiye’nin tavizsiz tutumudur. Terör örgütlerinin bölge halkını yerinden ederek oluşturmaya çalıştığı “terör koridoru” planlarının Türkiye’nin operasyonlarıyla boşa çıkarıldığını hatırlatan Ala, Türkiye’nin Suriye’de herhangi bir oldu-bittiye müsaade etmeyeceğini ve bölgenin gerçek sahiplerine iadesi için çalışmaya devam edeceğini belirtti. Bu yaklaşım, Ankara’nın sadece kendi sınırlarını değil, aynı zamanda komşu coğrafyanın istikrarını da koruma vizyonunu yansıtmaktadır.
Uluslararası İş Birliği ve Gelecek Vizyonu
Efkan Ala, Suriye meselesinin çözümünde uluslararası iş birliğinin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek, küresel güçlerin ve bölge ülkelerinin ortak bir paydada buluşması gerektiğini dile getirdi. Suriye’nin yeniden imarı ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması noktasında Türkiye’nin tek başına yürüttüğü çabaların, uluslararası destekle birleşmesi durumunda çok daha hızlı sonuç vereceğini belirten Ala, “Suriye’de üzerine düşeni yapmaya hazır olan Türkiye, aynı kararlılığı ve samimiyeti diğer aktörlerden de beklemektedir,” dedi.
Gelecek vizyonu çerçevesinde, Suriye’nin refah içinde yaşayan, terörden arınmış ve komşularıyla barışık bir devlet haline gelmesinin Türkiye’nin en büyük temennisi olduğunu söyleyen Ala, bu hedefe ulaşmak için atılacak her adımda Türkiye’nin öncü olacağını kaydetti. Siyasi çözümün önündeki engellerin kaldırılması, anayasa komitesinin çalışmalarının sonuçlandırılması ve adil bir seçim ortamının oluşturulması gibi teknik ve siyasi süreçlerin Türkiye tarafından desteklendiği bir kez daha vurgulandı.
Sonuç olarak Efkan Ala’nın açıklamaları, Türkiye’nin Suriye stratejisinin çok boyutlu yapısını ortaya koymaktadır. Bir yandan terörle mücadele ve sınır güvenliği korunurken, diğer yandan insani yardımlar ve diplomatik müzakerelerle kalıcı çözüm aranmaktadır. Ala’nın “üzerine düşeni yapmaya hazırız” mesajı, Türkiye’nin bölgedeki oyun kurucu ve düzen sağlayıcı rolünü pekiştiren, aynı zamanda barış için sorumluluk almaktan kaçınmayacağını dünyaya ilan eden bir deklarasyon niteliği taşımaktadır. Suriye’deki belirsizliklerin devam ettiği bu dönemde, Ankara’dan gelen bu net mesajlar, bölgenin geleceğine dair umutları tazelemektedir.