
\n
DMM, ‘Türk Telekom’un özel şirkete devri’ iddialarını yalanladı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), son günlerde çeşitli basın yayın organlarında ve sosyal medya platformlarında geniş yankı uyandıran “Türk Telekom’un hizmetlerinin özel bir şirkete devredileceği” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını resmen duyurdu. Kamuoyunda oluşan bilgi kirliliğinin önüne geçmek amacıyla yapılan açıklamada, Türk Telekom’un stratejik yapısına ve mevcut yasal süreçlere dikkat çekilerek, söz konusu iddiaların asılsız olduğu ve herhangi bir somut dayanağının bulunmadığı vurgulandı.
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin en köklü telekomünikasyon kuruluşlarından biri olan Türk Telekom’un mülkiyet ve hizmet yapısına ilişkin ortaya atılan spekülasyonların, hem kurumun piyasa değerini hem de kamuoyundaki güven algısını hedef aldığı belirtildi. Yapılan detaylı incelemeler neticesinde, “Türk Telekom’un hizmetlerinin özel şirketlere devredileceği ve bu durumun kamu zararına yol açacağı” şeklindeki paylaşımların tamamen dezenformasyon içerikli olduğu ifade edildi. Kurum, vatandaşların ve yatırımcıların yalnızca resmi kanallardan yapılan açıklamalara itibar etmesi gerektiğini hatırlattı.
İddiaların Arka Planı ve DMM’nin Teknik Açıklaması
Söz konusu iddialar, özellikle Türk Telekom’un 2026 yılında sona erecek olan imtiyaz sözleşmesi ve bu sürecin ardından altyapı yönetiminin nasıl şekilleneceğine dair yürütülen tartışmalar üzerinden alevlendi. Sosyal medyada hızla yayılan dezenformasyon içerikli paylaşımlarda, şirketin stratejik varlıklarının bedelsiz ya da kamu zararı oluşturacak şekilde belirli özel gruplara transfer edileceği öne sürülmüştü. Ancak DMM, bu iddiaların yasal mevzuatla ve mevcut yönetim stratejileriyle hiçbir şekilde örtüşmediğini teknik verilerle ortaya koydu.
DMM’den yapılan açıklamada, Türk Telekom’un Türkiye Varlık Fonu (TVF) bünyesindeki konumu ve stratejik önemi hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: “Bazı basın yayın organlarında yer alan ve sosyal medya hesaplarından paylaşılan ‘Türk Telekom’un hizmetlerinin özel şirketlere devredileceği’ yönündeki iddialar tamamen asılsızdır. Türk Telekom, Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde kritik bir rol oynamakta olup, şirketin varlıklarının veya hizmetlerinin iddia edildiği şekilde devri söz konusu değildir. Kamu kaynaklarının korunması ve milli güvenliğin tesisi noktasında telekomünikasyon altyapısı devletimizin en hassas olduğu alanlardan biridir.”
Ayrıca açıklamada, bu tür asılsız haberlerin Türk Telekom’un Borsa İstanbul’daki işlem hacmini ve yatırımcı güvenini olumsuz etkilemeye yönelik manipülatif girişimler olabileceği uyarısında bulunuldu. Milli teknoloji hamlesi ve dijitalleşme vizyonu çerçevesinde Türk Telekom’un yatırımlarına hız kesmeden devam ettiği, altyapı çalışmalarının ve hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik projelerin devletin gözetiminde sürdürüldüğü kaydedildi.
Türk Telekom’un İmtiyaz Süreci ve Stratejik Önemi
Türk Telekom’un mülkiyet yapısı ve imtiyaz sözleşmesi, Türkiye’nin ekonomi ve teknoloji gündeminde uzun süredir önemli bir yer tutmaktadır. 2005 yılında gerçekleştirilen özelleştirme süreciyle başlayan ve ardından 2022 yılında Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) şirketin çoğunluk hisselerini satın almasıyla yeni bir döneme giren Türk Telekom, bugün devletin stratejik kontrolü altındadır. TVF’nin pay sahipliği, şirketin kamu yararı gözetilerek yönetilmesini ve Türkiye’nin fiber altyapı hedeflerine ulaşmasını teminat altına almaktadır.
2026 yılında sona erecek olan sabit hat imtiyaz sözleşmesi, altyapının mülkiyetinin devlete geri dönmesini öngören bir süreci kapsamaktadır. Bu süreçle ilgili Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile ilgili bakanlıklar koordineli bir çalışma yürütmektedir. Uzmanlar, imtiyaz süresinin uzatılması veya altyapının yeni bir modelle yönetilmesi konusundaki kararların tamamen kamu menfaati doğrultusunda alınacağını belirtmektedir. DMM’nin son açıklaması da bu hukuki sürecin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü ve herhangi bir “gizli devir” veya “kamu zararı” senaryosunun gerçek dışı olduğunu tescillemiştir.
Türk Telekom, sadece bir ses ve veri hizmeti sağlayıcısı değil, aynı zamanda Türkiye’nin siber güvenlik ve dijital altyapı omurgasını oluşturan bir kurumdur. Ülke genelindeki yaygın fiber ağı ve kritik veri merkezleri, milli güvenlik açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, kurumun hizmetlerinin kontrolsüz bir şekilde özel şirketlere devredilmesi gibi bir durumun, devletin stratejik planlamalarıyla çeliştiği vurgulanmaktadır. DMM, bu tür spekülatif haberlerin toplumsal huzuru ve ekonomik istikrarı bozmaya yönelik olduğunu yinelemiştir.
Dezenformasyonla Mücadelede Resmi Kaynakların Önemi
Dijital çağda bilginin hızla yayılması, beraberinde yanlış ve yanıltıcı bilgilerin de geniş kitlelere ulaşmasına neden olmaktadır. Özellikle kamuoyunu yakından ilgilendiren ekonomik ve stratejik konularda yayılan asılsız iddialar, toplumsal endişeyi artırabilmektedir. İletişim Başkanlığı bünyesindeki Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu noktada kritik bir görev üstlenerek, kamu kurum ve kuruluşları hakkında ortaya atılan iddiaları anlık olarak teyit etmekte ve gerçekleri kamuoyuyla paylaşmaktadır.
Türk Telekom örneğinde olduğu gibi, büyük ölçekli ve stratejik kurumlar üzerinden yürütülen algı operasyonları, genellikle belirli bir siyasi veya ekonomik ajanda doğrultusunda şekillendirilmektedir. DMM, vatandaşların bu tür manipülasyonlara karşı uyanık olması gerektiğini, haberlerin kaynağının mutlaka sorgulanması gerektiğini belirtmektedir. Resmi bir teyit mekanizmasından geçmemiş, isimsiz kaynaklara dayandırılan ve sansasyon yaratma amacı güden paylaşımların, toplumsal güveni zedelediği ifade edilmektedir.
Sonuç olarak, Türk Telekom’un hizmetlerinin özel bir şirkete devredileceği yönündeki iddialar, devletin yetkili organları tarafından kesin bir dille yalanlanmıştır. Kurumun mevcut yapısı, Türkiye Varlık Fonu’nun kontrolündeki stratejik konumu ve dijital dönüşümdeki öncü rolü, bu tür iddiaların teknik ve mantıksal olarak imkansız olduğunu göstermektedir. Türk Telekom, 81 ildeki yaygın ağı, binlerce çalışanı ve milyonlarca abonesiyle Türkiye’nin dijital geleceğine hizmet etmeye devam ederken, devletin ilgili birimleri de dezenformasyonla mücadele konusundaki kararlılığını sürdürmektedir. Kamuoyu, bu tür kritik konularda sadece Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, ilgili bakanlıklar ve kurumun kendi resmi açıklamalarını baz almalıdır.
