\n
Borsa İstanbul’da Tarihi Gün: BIST 100 Endeksi Rekor Seviyeyle Güne Başladı
Türkiye’nin sermaye piyasalarında hareketlilik tüm hızıyla devam ederken, Borsa İstanbul yeni bir tarihi zirveye daha imza attı. BIST 100 endeksi, güne önceki kapanışa göre yüzde 0,36 oranında bir artışla başlayarak 13.225,04 puan seviyesine ulaştı. Bu açılış rakamı, endeksin bugüne kadar gördüğü en yüksek başlangıç seviyesi olarak kayıtlara geçti. Yatırımcıların risk iştahının yüksek seyrettiği piyasada, hem yerli hem de yabancı fonların alım yönlü pozisyonlarını koruduğu gözlemleniyor. Ekonomi yönetiminin kararlı adımları ve makroekonomik göstergelerdeki dengelenme süreci, borsa tarafındaki yukarı yönlü ivmeyi destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.
Açılış seansında bankacılık endeksi ve holding endeksi gibi lokomotif sektörlerin öncülüğünde gerçekleşen bu yükseliş, piyasa genelinde pozitif bir atmosferin hakim olduğunu gösteriyor. Analistler, endeksin 13.000 puanlık psikolojik sınırı aşarak bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlamasının, teknik açıdan yeni bir yükseliş kanalının kapısını araladığını ifade ediyor. Özellikle küresel piyasalardaki risklerin sınırlı kaldığı ve yurt içinde enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların meyvelerini vermeye başladığı bir dönemde, Borsa İstanbul’un alternatif yatırım araçları arasındaki cazibesi artmaya devam ediyor.
Sektörel Dağılım ve Bankacılık Endeksindeki Hareketlilik
Borsa İstanbul’daki bu rekor yükselişin detaylarına bakıldığında, sektör endekslerinin büyük bir bölümünün güne primli başladığı görülüyor. Bankacılık endeksi (XBANK), açılışta sergilediği performansla endeksi yukarı taşıyan ana güç oldu. Bankacılık sektöründeki karlılık oranlarının beklentilerin üzerinde gelmesi ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türk bankalarına yönelik olumlu raporları, bu alandaki alımları tetikliyor. Bankacılık endeksinin yanı sıra sanayi endeksi ve ulaştırma sektörü hisselerinde de belirgin bir talep artışı yaşanıyor. Özellikle küresel ticaret rotalarındaki normalleşme ve turizm gelirlerindeki artış beklentisi, ulaştırma devlerinin hisselerine olumlu yansıyor.
Teknoloji ve bilişim endeksleri de son dönemdeki inovasyon odaklı büyüme stratejileriyle yatırımcıların radarında kalmaya devam ediyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin işlem gördüğü yan endekslerde de hareketlilik gözlenirken, yatırımcıların daha çok likiditesi yüksek ve kurumsal yönetişim ilkelerine uyumlu büyük ölçekli şirketlere (BIST 30) yöneldiği dikkat çekiyor. Sektörel bazdaki bu yaygın yükseliş, rallinin sadece belirli bir grup hisseyle sınırlı kalmadığını, piyasanın geneline yayılan sağlıklı bir büyüme ivmesi yakalandığını kanıtlıyor. Uzmanlar, şirketlerin üçüncü çeyrek bilanço beklentilerinin de fiyatlamalar üzerinde etkili olmaya başladığını belirtiyor.
Makroekonomik Veriler ve Küresel Piyasaların Etkisi
Borsa İstanbul’un rekor tazelemesinde içsel dinamikler kadar dışsal faktörler de önemli bir rol oynuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikasındaki sıkı duruşu ve “dezenflasyon süreci” vurgusu, yabancı yatırımcıların Türk varlıklarına olan güvenini tazeliyor. Enflasyonun baz etkisiyle düşüş eğilimine girmesi ve cari açıktaki iyileşme, Türkiye’nin risk priminin (CDS) gerilemesine neden oluyor. Düşen risk primi, doğrudan yabancı sermaye girişlerini ve portföy yatırımlarını teşvik ederek Borsa İstanbul’daki işlem hacmini yukarı çekiyor. Yatırımcılar, Türkiye’nin ekonomik istikrar programına olan bağlılığını satın alarak uzun vadeli pozisyonlarını güçlendiriyor.
Küresel ölçekte ise ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz politikalarına ilişkin beklentiler piyasaların yönünü tayin ediyor. Gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne gireceğine dair sinyaller, gelişmekte olan piyasalara yönelik fon akışını hızlandırıyor. Türkiye, bu fon akışından en çok yararlanan ülkelerden biri konumunda bulunuyor. Küresel emtia fiyatlarındaki stabilizasyon ve enerji maliyetlerindeki öngörülebilirlik, sanayi şirketlerinin kar marjlarını korumasına yardımcı oluyor. Bu durum, borsa şirketlerinin temel analiz verilerini iyileştirerek hisse fiyatlarının rasyonel bir zeminde yükselmesini sağlıyor. Ayrıca, Türkiye’nin gri listeden çıkışı ve kredi notu artışları, kurumsal fonların Türkiye pay piyasasına giriş yapması için gerekli yasal ve finansal zemini oluşturmuş durumda.
Teknik Analiz: BIST 100 Endeksinde Kritik Seviyeler ve Beklentiler
Teknik açıdan BIST 100 endeksi incelendiğinde, 13.225 puan seviyesinin aşılmasıyla birlikte yeni direnç noktaları gündeme gelmiş durumda. Analistler, kısa vadede 13.350 ve 13.500 puan seviyelerinin önemli direnç bölgeleri olduğunu ifade ediyor. Bu seviyelerin hacimli bir şekilde geçilmesi durumunda, endeksin 14.000 puan yolculuğuna başlayabileceği öngörülüyor. Ancak, her hızlı yükselişin ardından gelebilecek kar realizasyonlarına karşı da dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor. Olası geri çekilmelerde 13.000 ve 12.850 puan seviyeleri güçlü destek noktaları olarak takip edilecek. Bu destek seviyelerinin korunması, yükseliş trendinin bozulmadığı anlamına gelecek.
Yatırımcıların bu süreçte hisse seçimi yaparken temel verileri güçlü, borçluluk oranı düşük ve ihracat potansiyeli yüksek şirketlere odaklanması tavsiye ediliyor. Hareketli ortalamaların üzerinde seyreden endeks, teknik olarak “boğa piyasası” görünümünü koruyor. Göreceli Güç Endeksi (RSI) gibi indikatörlerin aşırı alım bölgesine yaklaşması, kısa vadeli bir dinlenme ihtiyacına işaret etse de, orta ve uzun vadeli projeksiyonlar Borsa İstanbul için pozitif kalmaya devam ediyor. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) piyasa bozucu eylemlere karşı aldığı önlemler ve halka arz süreçlerindeki titiz denetimler de piyasanın derinleşmesine ve daha şeffaf bir yapıya kavuşmasına katkı sağlıyor. Sonuç olarak, Borsa İstanbul’daki bu yeni zirve, Türkiye ekonomisine olan güvenin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.